Blogger tarafından desteklenmektedir.

28 Haziran 2016 Salı

Paralel Evren Nedir?Her Kararımızın Yaşandığı Bir Evren Var Mıdır?

Hiç yorum yok :
"Acaba şöyle yapsaydım" dediğiniz anlar var mı geçmişinizde? O zaman içiniz rahat olsun siz zaten "öyle" yaptınız! Paralel Evrenler teorisine göre bir karar aşamasına geldiğiniz her an, oluşabilecek belki de milyonlarca sonuç aynı anda gelişiyor ve sonuçların uzandığı başka karar anları yeni alternatif evrenler oluşturuyor. Peki bu nasıl oluyor? İşte size 10 maddede Aldığımız her kararda yarattığımız dünya: Paralel Evren!
Sabah kalktınız kahvaltınızı yaptınız dışarı çıkarken biraz oyalandınız ve binmeniz gereken otobüsü kaçırdınız. Eğer oyalanmamış olsaydınız o otobüse binmiştiniz ve o otobüste muhtemelen karşılaşacağınız hayatınızın aşkıyla tanışıp, bir kaç ay sonra evlenecektiniz. Ama hayır siz oyalandınız ve bir sonraki otobüse bindiniz, otobüs kaza yaptı ve bacağınız kırıldı. İşinizden oldunuz, ekonomik durumunuz kötüye gitti ve berbat bir hayatınız oldu. Aslında her iki ihtimal de aynı anda gerçekleşti. Çünkü olasılıkların gerçekleşme ihtimali sandığımızdan daha gerçek olabilir. Paralel evren dediğimiz şey, son dönemde popüler kültürün hayatın absürt hali olarak yorumladığından çok daha öte, çok daha ziyade bir olasılıklar dünyası. Gelin bir bakalım aslında hayatımızın hangi evresinde hangi halimizi yaşıyoruz...
1. Biricik değiliz
Zamanın işleyiş yönünde belirginleşen koşutluk ayrıca bütün fizik kuralları ile perçinlenerek işler. Gördüğümüz duyumsadığımız algıladığımız yegâne büyük evrenin yanında hiç denenmemiş ama izlenimleri bellekte yer eden ve yaşayan küçük evrenler varsa bu biricikliğimizi ortadan kaldıran bir durum olur. Biraz karşık mı oldu? Şöyle özetleyelim, hani deriz ya "Bir ben var bende benden içeri" diye. Ona benzer bir durum. Aslında bizden başka bizler var ve hepsi şu an yaşadığımız hayatta denemediğimiz şeyleri deniyorlar.
2.Nereden çıktı bu paralel evren muhabbeti?
Her ne kadar tüm bu fikirlerin çıkış noktasında Einstein'ın görüşleri yatsa da; Paralel evrenler tanımı ilk kez Amerikalı fizikçi Hugh Everett tarafından ortaya atıldı. Zaman içinde kuantum mekaniğinin ilginç çok popüler ve bilimsel platformlarda çok tartışılan kuramlarından birisi oldu. Kimi zaman bağımsız ve farklı hiçbir şekilde birbiriyle etkileşime girmeyen çok sayıda evrenin varlığı öngörüldü. Bu evrenlerin bir araya gelmesi ve etkileşime geçmesi, her iki evrenin de yok olduğu bir sonuç olasılığını ortaya çıkarttığı kabul gören bir fikir oldu. İki farklı evrenin bir araya gelmesi, madde ile karşı madde çarpışması gibi bir sonuç yaratacağı düşünüldü.
3.Paralel evrende gözlemci nedir?
Kuantum mekaniği bilim tarihinde çift yarık deneyi olarak bilinen deneyde fotonun dalga mı yoksa parçacık mı olduğunu belirleyen şeyin gözlemcinin bilinci olduğunu söyler. Bir olgunun potansiyel durumdan işler hale gelmesi ve gerçekleşmesi katılımcının varlığı ile mümkün olabilir. Sistemin fiziksel özelliklerinde herhangi bir değişim olmaz değişim sadece bu özelliklerin potansiyellik ve güncelliğinde ortaya çıkar. Fizikçi Jack Sarfattiye göre gözlemcinin fikri birçok olguyu açıklayabilir. Örneğin bir sıvı veya gazdaki parçacıklar durmadan ileri geri hareket eder. Ona göre parçacıkların bir oraya bir buraya çarpmasının asıl nedeni katılımcıların zihinsel etkinlikleridir.
4.Çoklu evren Çoklu Olasılık
Birden çok olası evrenin öngörülen kümesi çoklu evrenler adlı bir teoriyle ifade ediliyor. Çoklu evrenin yapısı her evrenin kendi doğası ve birbirleri arasında kurulu çeşitli ilgiyle beliriyor. Çoklu evren tanımı fizik felsefe kurgu ve kısmen bilim kurgu alanlarında hipotezlerle ifade edilir. İlk defa William James tarafından kullanılan terim bilimkurgu yazarı Michael Moorcock tarafından yaygınlaştırıldı. Aynı tanım çoğu zaman alternatif evrenler paralel dünyalar paralel evrenler biçiminde de kullanılıyor. Bu konuyu kavramak için pratik bir alıştırma yapmak isteyenlere kesinlikle tavsiye edilecek film: 2013 yapımı Coherence'dir. Yönetmen James Ward Byrkit'in ilk uzun metrajlı sinema filmi olan Coherence, çoklu evren olasılıkları üzerinde ufkunuzu açacak bir senaryo ve olay örgüsüne sahip.
5. Schrödinger'in kedisi
Schrödinger'in Kedisi, Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger tarafından ortaya atılmış, kuantum fiziğiyle ilgili olan, hakkında çok tartışma yapılmış düşünce deneyi. Genellikle kuantum mekaniği ve Kopenhag Yorumu'yla ilgili bir paradoks olarak bilinir. Schrödinger’in kedisi paradox diye tanımlanan düşünülmüş bir teoridir,Erwin Schrödinger tarafından 1935' te icat edilmiş. Schrödinger, problem olarak gördüğü günlük nesnelere uygulanan kuantum mekaniğinin Copenhagen yorumunu resimlendirdi.Bir kedi ölü ya da diri olabileceği rastgele bir duruma bırakılıyor ve karar vermek için gözlemlemeye ihtiyaç duyuluyor. Bu düşünülmüş deney, özellikle kuantum mekaniğinin teoriksel yorumunun tartışmasıdır.Schrödinger’ in kedisi; bir kedi bir küçük şişe zehir ve radyoaktif kaynakla bir kapalı bir kutuya bırakılıyor. Eğer içerideki monitör radyoaktifliği algılarsa(azalmakta olan tek atom)küçük şişe kırılır, zehir kediyi öldürür. Bir süre sonra kuantum mekaniğin Copenhagen anlamdırması kedinin bir dalga fonksiyonu olduğunu anlık olarak hayatta veya ölü olma ihtimalini vurgular.Kutuya bir kez bakıldığında kedi canlı veya ölü olabilir, ikisi birden olamaz. Her iki olasık da farklı evrenlerde farklı sonuçlara yol açar.
6.Dejavu
Peki evrenler birbiriyle iletişime geçebiliyorsa? Aslında geçiyorlar. Farklı evrenlerde yapılan tercihler bazen mutlak bir evren sonucunu ortaya çıkartır ve bu mutlak sonuç şu an yaşamakta olduğunuz evrense, diğer yollardan geçen evrenler bilincinize farklı anılar yüklerler. Bu da dejavu dediğimiz olayın yaşanmasını ortaya çıkartır. En azından böyle tahmin ediliyor. Misal daha önce gördüğünüzü hissettiğiniz bir şeyi, başka bir evrende görmüş olabilirsiniz. Bu size iyi hissettirmeli aslında çünkü daha önce yaptığınız bir tercihin sizi yine aynı noktaya getirdiğini, getireceğini doğrulamanın yegane yoludur dejavular. Daha önce yaşadığınızı hissettiğiniz anlar çoksa, bilin ki geçmişte yaptığınız pek çok tercih aslında mutlak yaşayacağınız evreni hiç bir şekilde etkilememişse. Dejavu hissiniz azsa bilin ki yaptığınız tercihler paralel evrenlerdeki kimliğinizi sizden çok uzaklara taşımıştır!
7.Rüyalar
Rüyaların sırrı hala insanlığın çözemediği bir gizem. Ancak paralel evren fikrinde rüyalar bir mantığa oturuyor. Pek çok rüyamızda saçma sapan şeyler görüyoruz değil mi? Bunlar aslında paralel evrende yaşadığımız şeylerin bize aktarımı olarak kafamızda beliriyor. Rüyanızda öldüğünüzü görüyorsunuz misal, bilin ki bir tercihiniz sebebiyle gittiğiniz bir evrende öldünüz. Ya da daha önce gidip görmediğiniz yerleri görüyorsanız rüyalarınızda, bilin ki paralel evrende zaten oraya gitmiştiniz.


NASA Mars’a robotlarla koloni kurmaya hazırlanıyor!

Hiç yorum yok :
NASA Mars’a insansı bir robot göndermeyi tartışıyor. Amerikan Ulusal Uzay Ajansı (NASA) 3’ü Massachusetts’ten biri İskoçya’dan 4 üniversiteyle yapılan işbirliğiyle insansı robot ‘Valkyrie’‘yi üretti ve kızıl gezegene Valkyrie ya da bir benzerini göndermeye hazırlanıyor
Akıldaki soru şu: “Bu insansı robotlar Mars’ta kolonileşmenin ilk adımlarını atabilecek mi?”:
“Val insansı robot dediğiiz türden ve NASA onu Mars’a göndermeya hazırlanıyor. Belki de onun neslinden gelecek sonraki bir model robot da orada astronotların gelmesine uygun bir yerleşim ortamı hazırlayacak.” ( Professor Holly Yanco, Massachusetts Lowell University)
Prof. Yanco’ya göre öncelikli amaç insanlar için tehlikeli olabilecek şart ve zeminlerde bu robotların çalışmasını sağlamak.
“Baş kısmında bir çift kamera görebiirsiniz. Bu stereo sistem ilk kez deneniyor. Sanal gerçeklik sağlayan Oculus Rift kaskıyla robotu uzaktan sanki bizim gözlerimizle görüyormuş gibi kontrol etmeyi amaçlıyoruz. Robotun ayrıca kızıl ötesi alıcıları da bulunuyor. Vizörün içinde de bir lazer yer alıyor. Gövdenin farkı noktalarında, ellerin içinde ve ayakların altında da farklı kamera ve alıcılar kullanıldı.”
Dünya ile Mars arasında komutların işleme geçme hızı çok uzun olduğundan robotun gelişen durumlara kendi başına karşılık vererek hareket edebilmesi gerekiyor.
Northeastern University profesörlerinden Taşkın Padır’a göre de hedef yalnızca Mars ile sınırlı değil ve belki de bu robotlar insanoğlunun yolunu Mars’ın daha ötesinde de açacak:
“Robotun oradaki varlığı özelliikle atronotlar gelene kadar yapılması gereken bakım ya da tamirat için çok faydalı olacak. Mars’a ilk giden de onlar olduğu için robotlar astronotlarla birlkte Mars’ın keşfine de katılacak.”
Mars’a ilk yerleşimler için 2030’lu yıllar öngörülüyor. Val’in de hazırlık yapmak için bu tarihten önce kızıl gezegene gönderilmesi planlanıyor.

Mikroskopların dahi göremediği canlı türleri artık görünür oldu!

Hiç yorum yok :
Avustralyalı araştırmacılar, günümüz mikroskoplarıyla görülemeyen canlı örneklerini inceleyebilecek yeni bir mikroskop cihazını geliştirdiklerini açıkladı. Böylece parazitlerin, bakterilerin ve hücre kültürlerinin gerçek orijinal hallerine zarar verilmeden incelenmesine yol açılmış oldu.

Dünyanın ilk helyum mikroskobu olduğu ileri sürülen dev metal yığını şeklindeki alet Avustralya’nın Newcastle Üniversitesi’nde geliştirildi. Fizikçi Paul Dastoor geleneksel mikroskoplarda kullanılan ışığın hassas canlılara zarar verdiğini helyum mikroskobunda böyle bir durumun olmadığını belirtiyor:
“İlk kez olarak yüzeyin sadece topolojisini değil içeriğini anlayabiliyoruz. Çünkü yüzeyin kimyasal özelliğine bağlı farklılıkları resim üzerinde görmeye başladık.”

Ayrıca araştırmacılar, ortalama elektron mikroskobu altında incelendiğinde buharlaşan hassas güneş hücrelerini de bu mikroskop sayesinde inceleyebileceklerini söylüyor. Paul Dastoor, cihazın özellikle tabiata yeni bakışlar sağlayacak şekilde dizayn edildiğinin altını çiziyor: “Bu tür biyolojik örnekler geleneksel mikroskoplar altında incelendiğinde zarar görür.”
Mikroskop, bir elektron mikroskobu altında incelendiğinde çok tehlikeli ya da çok hassas olabilen bir maddenin yüzeyi boyunca helyum ışını geçirerek çalışıyor.
Adam Fahy, mikroskobun ne zaman satışa sunulacağı ise henüz belirsiz olsa da şimdiden talepler geldiğini söyledi:
“Cihazımızın çözünülürlük seviyesi piyasada mevcut diğer tekniklere nazaran çok daha iyi kalitede.”
Bilim insanlarına göre bundan sonraki adım daha küçük ve 3 boyutlu resimler çekebilen bir cihazın üretilmesi. Üniversite yetkililerine göre yeni daha güçlü bir prototip önümüzdeki 12 ila 18 ay içinde hazır hale gelecek.

İphone 7'nin Gizli Görselleri Sızdırıldı

Hiç yorum yok :
Apple'ın Eylül ayında tanıtması beklenen ve özellikleri sır gibi saklanan yeni iPhone modeline ait görselleri internete sızdı.Daha önce de Apple ürünlerine ait fotoğrafları cihazlar piyasaya sürülmeden önce yayınlayan Fransa merkezli Nowhereelse.fr isimli internet sitesinde yer alan görsellerde iPhone 7'nin çift arka kameraya sahip olacağı görülüyor.Görünen o ki iPhone 6'dan sonra gelen iPhone 6S ve iPhone 6S Plus modellerinde, kamera konusundaki inadından vazgeçen ve kullanıcılarını 8 megapiksel üstü çözünürlükle tanıştıran Apple, iPhone 7'de bu işi biraz daha ileriye taşıyacak.İddiaya göre, bunlardan biri optik imaj sabitleme (OIS) ile gelecekken, bir diğeri ise alan derinliğini ölçecek.Her zamanki gibi Apple, yeni iPhone modeli görücüye çıkana kadar bilgi vermeye yanaşmıyor. Ancak bu model hakkında sızıntılar birbiri ardına geliyor.Yeni iPhone'a ait şimdiye kadar gelen söylenti ve dedikodular şöyle:
ABD merkezli şirket akıllı telefonlara sanal gerçeklik özelliğini getiren özelliğin patentini resmen aldı.Apple'ın aldığı patentin Eylül ayında tanıtılması beklenen yeni iPhone modelinde yer alacağı sıklıkla dile getirilen iddialar arasında.Android işletim sistemi ile çalışan bazı akıllı cihazlar bir süredir kablosuz şarj özelliğine (Wireless charging) sahip.iPhone 7’de de bu özelliğin bulunacağı tahmin ediliyor.Bunun dışında Apple'ın iPhone 7'yi wireless kulaklık ile tanıtacağı sıklıkla iddia ediliyor.iPhone 6’da olduğu gibi 4.7 inçlik bir ekrana sahip olması beklenen yeni iPhone’un 5GB RAM’e sahip olacağı sıklıkla dile getirilen iddialar arasında.Bir başka iddiaya göre, yeni akıllı telefonun hafızası, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’tan farklı olmayacak.Ürün, 16, 64 ve 128 GB kapasite seçenekleri ile piyasaya sürülecek.iOS 10 işletim sistemi ile çalışacağı tahmin edilen iPhone 7’nin 2016’da tanıtılması ve aynı yıl içinde raflardaki yerini alması bekleniyor.

Samsung Galaxy Note 7'nin Süper Özelliği

Hiç yorum yok :
Samsung Galaxy Note 7 yakın zamanda tanıtılacak ve telefonun en çok merakla beklenen özelliklerinden biri de mobil ödemeler için kişinin kimliğini doğrulamak ve telefonun kilidini açmak için kullanılacak olan iris tarayıcısı oldu.
Samsung, yeni phablet modeli Galaxy Note 7’de parmak izi tarayıcının yanı sıra, göz tarama özelliğini de kullanmayı planlıyor. Sistem, çoklu kamera kullanarak kullanıcının ilk olarak gözünü ve daha sonra yüzünü algılayacak. Taranan göz daha önceki kaydedilen görüntü ile uyduğundan emin olmak için üç lens kullanıyor. Kızıl ötesi ışınlar Uygulamalar İşlemci tarafından kontrol gözleri hedef olabilir.
İris tarayıcıda iki dar alan lens yer alacak. Bunlar gözü tararken, geniş görüş alanına sahip üçüncü bir lens ise kullanıcının yüzünü tarayacak. Eğer göz veya yüz kabul edilmezse, bir sesli mesaj ile kullanıcı tekrar taratması için uyarılacak.
Yeni Galaxy Note 7’nin 2 Ağustos tarihinde tanıtılması bekleniyor.

Cep Telefonu Fiyatlarına Zam

Hiç yorum yok :
İnternet üzerinden radyo ve televizyon izleyebilen tüm cihazlara TRT bandrolü alma şartı geliyor. Daha önce sadece radyo ve televizyon alıcısı olan cihazlarda kullanılan bandrol uygulamasının kapsamı genişletildi.
Bugün yayınlanan Resmi Gazete’de Bakanlar Kurulu kararı ile artık dahili alıcısı olmasa da internet bağlantısı yoluyla radyo ve televizyon yayınlarını alabilen tüm cihazlardan da TRT bandrolü alınacağı ve alıcısı olsun olmasın internete bağlanan cep telefonunun TRT bandrolü uygulamasına tabi tutulacağı belirtildi.
Yayınlanan değişiklikle birlikte daha önce yüzde 6 olan dahili alıcısı olan cep telefonlarındaki bandrol ücreti oranı yüzde 7’ye yükseltildi. Dahili alıcısı olmayan ancak internet bağlantısı ve uygulama aracılığıyla radyo ve televizyon yayınlarını izleyebilen cep telefonları için ise bandrol ücreti oranı yüzde 6 olarak açıklandı.
Bu karar ile artık bilgisayardan otomobildeki radyo ve televizyon izlenebilen tüm cihazlarda TRT bandrolü yer alma zorunluluğu bulunacak. Bununla birlikte TRT bandrolü olan cihazlarda maliyet artacağı için bu cihazlarda fiyat artışı olması bekleniyor.
Gelen bilgilere göre yerli ve yabancı üreticiler bu kararın ardından Ankara ile iletişime geçerek geri adım atılması için çaba gösteriyor. Bakalım üreticilerin bu çabası fayda sağlayacak mı?

Yapay Sinapslar Nedir?

Hiç yorum yok :
Bilim insanları mikroskobik boyutlardaki nöronlar(beyin hücreleri) arasındaki bağlantıları daha öncekilerden çok daha iyi taklit edebilen cihazlar geliştirdiler.
Pohang Üniversitesi'nden malzeme bilimcisi Tae-Woo Lee'ye göre bu yapılan araştırma gelecekteki robotlar, sürücüsüz araçlar, veri madenciliği ve tıp alanlarında kullanılacak olan akıllı ve de insan etkileşimli cihazların geliştirilmeside kullanılabilir.Elbette ki bu sadece söz konusu araştırma için geçerli bir olay değil.Bundan sonrası için yapılacak bütün araştırmalara da taban sağlayabilir ve gelecekteki o hayal edilen elektronik nesil gerçekliğe daha fazla yaklaşabilir.
Bilinenlere göre insan beyni ortalama 100 milyar nörona ve 1 katrilyon nöronlar arası bağlantılara sahip.İnsan beynindeki muazzam kapasitenin sebebi de bu hücreler arasındaki bağlantılar.Nöronlar başlı başına çok gelişmiş sinir hücreleridir ve bu hücreler katrilyonlarca bağlantı ile birbirleriyle iletişim kurduğunda muhteşem bir hesaplama gücü de ortaya çıkıyor aynı zamanda.
TOP500(Dünya'nın en güçlü 500 bilgisayarını listeleyen proje) listesine göre şu anda dünyanın en güçlü bilgisayarıÇin'de bulunuyor ve adı Tianhe-2.Bu bilgisayar bir saniye için yaklaşık olarak 55 katrilyon kadar hesaplama yapabilme yeteneğine sahip.Bu sayı insan beyninin bir saniye için yapabildiği işlem sayısının 5 katından daha fazla.Evet, hiç bir bilgisayarın insan beynini alt edemeyeceği ile ilgili bir çok bilgi duyarız etrafta fakat bu tam olarak doğru değil.Bir süper bilgisayarın işlem kapasitesi yukarıda görüldüğü gibi insan beyninin yapabileceğini katlayabilir.Asıl sorun ise verimlilik.Söz konusu bilgisayar bu işlemi yapabilmek için 900.000 ampülü yakabilecek kadar enerji harcarken, insan beyninin güç tüketimi ise sadece bir ampülü sönük bir şekilde yakabilecek kadar.Yapılabilen işlem kapasitelerini ve aradaki muazzam farkı siz hesaplayın.
Bilim insanlarının yaptığı çalışmaya geçmeden önce bilinmesi gereken bir bilgi var.Bir sinaps yapabileceği aktivite başına ortalama 10 femtojoule enerji tüketebilir.Bilim insanlarının ürettiği yapay sinaps ise 1,23 femtojoule enerji tüketebilir.Bu ise şimdiye kadarki en az enerji tüketen yapay sinaps.Femtojoule da ne demek diye soracak olursanız1 metre yükseklikten düşen küçük bir elmanın 1 katrilyon femtojoule kadar kinetik enerji ürettiğini belirteyim.Sayılara baktığımızda bu gerçekten muazzam ve de bazıları için ürkütücü bir gelişme.
Birbirleri etrafına sarılmış organik bir materyalden oluşturulan bu cihazlar gerçek sinapsların çalışma mekanizmasını ve fiziksel özelliklerini taklit ediyor.
İşin ilginç noktası ise araştırmacıların bu cihazlar için yakın gelecekte insan beynini taklit edebilecek düzeye gelebileceğini söylüyor olmaları.

26 Haziran 2016 Pazar

PES 2017 vs FIFA 2017

Hiç yorum yok :
Özellikle ilk çıktığı zamanlarda rakibine karşı üstünlük kuran Pes serisinin, son 3 - 4 yıl ile birlikte tahtı FIFA serisine devrettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Yinede boş durmayan KONAMI, PES 2017 ile her yıl yaptığı gibi oyun içi gerçekçilik konusunda yenilikler olacağını açıkladı.
Açıkçası önceki yıllara göre daha değişik ve hayranlarını heyecanlandırıcı olan özellik, oyunun takımı nasıl yönettiğinizi anlayıp ona göre takımı otomatik şekillendirmesi olacak. Aynı zamanda her ceza sahasına yakın serbest vuruştan gol yemek gibi sıkıntıları olan kalecilerinde daha gerçekçi ve dinamik olmasını sağlanacak.
Fox Engine oyun motoru ve grafiksel gerçekçiliği bazıları tarafından tam sevilmese de geçer not alan PES serisinde, hayranların en büyük soru işaretini oyun modları ve lisanslar oluşturuyor. PES 2016’da ki kariyer modlarında iyileştirmelere rağmen, hala FIFA serisini yakalayamadığını da açıkça görebiliyoruz. UEFA müsabakaları, Asya Şampiyonlar Ligi gibi ve bazı yerel liglerin lisansına sahip olsa da yetersiz kalan PES serisi, FIFA ile yarışında bir adım öne geçmek için lisans konusunda kesinlikle önemli çözümlere gitmesi gerek.
Bunun yanı sıra stadyum çeşitliliği ve rastgele oyuncu yüzleri gibi sorunlara çözüm bulması durumunda kesinlikle çok sağlam bir PES 2017 vePES serisi bizi bekliyor olacak.

EA Games ve FIFA 17

"Futbol değişti" sloganı ile bu yıl karşımıza çıkan FIFA 17 ve EA Games’in, şimdiden açıkladıkları yeniliklerle maça 1 - 0 önde başladığını söylemek yanlış olmaz. İlk büyük duyurusunu, Battlefield serisinden görmeye alışık olduğumuz Frostbite oyun motorunu kullanacağını duyurarak yapan EA GamesEA Live Etkinliği’nde de The Journey (yolculuk) modunu hayranlarına sunarak rakibine hem oyun gerçekçiliği hem de oyun modlarınca tahtını koruyacağının sinyallerini şimdiden verdi.
The Journey modu, Premier Lig’den istediğiniz bir takımla, altyapıdan beri hem saha içi hem saha dışı kontrol edebileceğiniz Alex Hunter’in hikayesini taşıyor. Lisans, stadyum çeşitliliği ve diğer yönlerden sıkıntısı olmayanFIFA, çoğu kişinin PES serisinden önde gördüğü oyun gerçekçiliğini de özellikle duran toplardapenaltılarda iyileştirmeye giderek geliştirdi.
Oyuncuların yanı sıra Premier Lig’den başlayarak teknik direktörleringörünüşleriyle birlikte oyuna eklenecek olması bir diğer yenilik olacak. Gelişen yapay zekası ile de bu yıl iyice hayranlarını heyecanlandıran FIFA 201729 Eylül’de raflardaki yerini alacak.
Kaynak:shiftdelete.net

Dünyamızın Akıbeti Ne Olacak?

Hiç yorum yok :
Space, Paris’te düzenlenen COP 21 İklim Zirvesi esnasında çok önemli bir soruya cevap bulmaya çalışacak. Dünyamızın geleceği ne olacak? Önümüzdeki yüz, beş yüz hatta 1000 yıl içinde ne hale gelecek?
Cevapları bulmak için alanında uzman konuklara bu soruları yönelttik. Fakat önce uzay teknolojisinin dünyaya bakışımızı nasıl değiştirdiğine bir göz atalım.
Aya doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkan ilk astronotlar dayanamadılar ve arkalarına baktılar. Gördükleri gezegenimiz dünyanın hayret verici güzelliğiydi. Dünya uzayda mavi bir nokta…
Son 20 yıldır dünya yörüngesine yollanan gözlem uyduları sayısında patlama oldu. Uydular, detaylı, geniş, hassas ve düzenli ölçümlerle bilime benzersiz bir hizmet sundu.
Bu uyduların sürekli gözlemledikleri şey gezegenimizi, onun atmosferinin, bitkilerinin ve ormanlarının, buzullarının ve suyunun nasıl bir düzen içinde çalıştığıydı. Artık uzay teknolojisi sayesinde günümüzde havayı gözlemleyebiliyor, küresel iklim hakkında bilgi edinebiliyoruz.
Geçtiğimiz aylar içinde Avrupa’da yeni nesil nöbetçi uydu filosu bir araya getirildi. Uydu filosu, Avrupa Copernicus şemsiye programı altında sürekli ve güvenilir bilgi akışı için önceki misyonlardaki çalışmaları pekiştirecek.
Sentinel-3 adı verilen uydu filosunun yapımı Fransa’nın güneyinde tamamlandı ve yakında dünya yörüngesine yollanacak.
Günümüzde yeryüzünün, dünyamızın ne olduğunu anlamak için elimizde yeterli araçlar mevcut.
Jeremy Wilks, euronews:
“Peki şimdi neler oluyor? Gelecekte gezegenimizi bekleyen şeyler neler? Avrupa Uzay Ajansı standının önünde, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi’nde (ECMWF) meteoroloji uzmanı Jean-Nöel Thépaut ve İngiltere Leeds Üniversitesi’nde Yeryüzü Gözlem Profesörü Andrew Shepherd ile birlikteyiz.”
Hoşgeldiniz! Gelecekte dünyaya ne olacağı hakkında kesin olarak bildiğimiz şey nedir?
Jean-Nöel Thépaut, Copernicus İklim Değişikliği Servisi Başkanı, ECMWF:
“Sanırım bazı şeylerden kesinlikle emin olduğunu söyleyecek bir bilim adamı bulmak çok zor. Alacağınız cevap muhtemelen, büyük ihtimalle veya son derece büyük ihtimalle şeklinde olur. Kesin olduğumuz şey ise şu anda olanlar, gördüklerimizdir. Yani sıcaklık arttı, deniz seviyesi de yükseldi. Deniz cümudiyeleri ortadan kayboluyor ve buzullar da eriyor.”
euronews:
“Yüz yıl sonra kuzey kutbu hala beyaz kalacak mı? Üzerinde dolaşan kutup ayıları olacak mı?”
Andrew Shepherd, Leeds Üniversitesi’nde Yeryüzü Gözlem Profesörü:
“Bildiklerimize dayanarak, kuzey yarım kürede çok farklı şeyler oluyor. Denizlerdeki buz kütleleri son birkaç yılda geri çekildi. Buna kesin eminiz. Antarktika ve Grönland kutup buz tabakaları uzaydan aynı gözüküyor. Büyük beyaz tabakalar. Ancak onlardaki buz azalacak. Buz suda eriyecek ve deniz seviyesinin yükselmesi sonucunu doğuracak. İnsanların bu değişimlere uyum sağlaması lazım.”
euronews:
“Yeryüzünün gözlemlenmesine gelince, yukarıda yığınla uydu var. Elimizde 30 yıllık uzay, 200 yıllık da yeryüzü gözlem bilgileri mevcut. İhtiyacımız olan bu bilgilerle, gezegenimiz hakkında doğru tahminler yürüttüğümüze nasıl emin olabiliriz?”
Jean-Nöel Thépaut:
“Aslında uzay gözlem bilgilerimiz 30 yıldan fazla. Hava uyduları 60’larda, 60’ların ortasında başladı. Geçmişe giderseniz tabii ki daha az. Bu yüzden bunu daha nitelikli gözlemlerle değiştirmek zorunda kaldık. Sonra jeolojik veri kayıtları geliyor.”
Andrew Shepherd:
“Geçen 10 yıl içinde güvenilir kutup bölge ölçümlerini elde ettik. Bu kuzey ve güney kutuplarının tamamını gözlemleyen Avrupa Uzay Ajansı Cryosat misyonu sayesinde oldu. Bizler uyuklayan devler gibi duran kutup buzul tabakalarının hiç değişmediğini sanıyorduk. Ta ki uydularla onlara bakana kadar. Şimdi bu değişim zaman zaman hızlanıyor. Aslında Grönland’ın bazı yerlerinde buzlar 20 yıl öncesine göre şimdi 5 veya 10 kat daha hızlı eriyor. 1997’de Japonya’da son bağlayıcı COP iklim antlaşması yapıldığından bu yana yeryüzü çok değişti.”
euronews:
“Şimdi bir başka iklim zirvesindeyiz. Kararlar politikacılar tarafından alınıyor. Lakin sonra bunların takip edilmesi açısından gelecekte neler yapılıyor? Yani insanların verdikleri sözü yerine getirip getirmedikleri nasıl takip ediliyor?”
Jean-Nöel Thépaut:
“Avrupa Komisyonu’nda tartışmalar var. Atmosfere karbon salınımının izlenmesi, iklim zirvelerinde verilen sözlere, alınan kararlara gerçekte uyulup uyulmadığının takibi için başka uydular veya ek misyonlara ihtiyaç var mı, tartışılıyor.”
euronews:
“Daha ileriye geleceğe bakarsak, 1000 yıl sonra, mümkünler listesinde ne olabileceğini hayal edebileceğimiz başka şeyler var mı?”
Andrew Shepherd:
“Sanırım bin ya da 10 bin yıllık projeksiyonlar gelecekte Grönland veya Kuzey Kutup buz tabakası modellerinin artık var olmayacağını bizlere söylüyor. Bu durumda dünya tamamen farklı bir hale gelir.”
“Yani bu ihtimal dışı ancak potansiyel senaryolar insanlar tarafından dikkate alınmalı. Tabii ki biz de 10 bin yıl içinde meydana gelebilecek şeylerle insanları endişelendirmek istemiyoruz.”
euronews:
“Güneş sistemi açısından dünyamızı düşünürsek, bir tarafımızda yanlış giden iklim değişikliğinin korkunç örneği Venüs, diğer tarafımızda da bir nevi donmuş çöl Mars. Bizler gezegenimizi kontrol edebileceğimizi sandığımız çılgın bir dünyada mı yaşıyoruz?”
Jean-Nöel Thépaut:
“Geçen yüzyılda atmosfere büyük miktarda karbon enjekte ederek fark yarattık. İşte bu değişikliği tersine çevirecek bir etkiyi oluşturmalıyız.”
Andrew Shepherd:
“Evet, benim teknolojiye inancım tam. Teknoloji 20. yüzyılda çok harika işler yaptı ve bir çok sorunu çözdü. Bunun çözülememesi için bir neden yok. Enerjinin gelecekte farklı kaynaklardan sağlanması lazım. Sanırım burası kesinlikle açık. Bunun faydalarını görecek olan herkes sorunu çözmek için yatırım yapıyor.”
Kaynak:euronews.com